9 Ekim 2017 Pazartesi

Hipnozcu - Lars Kepler


KORKUNUN TA KENDİSİYLE YÜZLEŞİN
Stockholm’deki bir spor salonunda, vahşice öldürülmüş bir adamın cesedi bulunur. Çok geçmeden adamın karısı ve kızı da aynı şekilde hunharca öldürülmüş biçimde bulunurlar. Görünüşe bakılırsa, katil tüm aileyi yok etmek istemiştir. Ancak adamın oğlu ağır yaralı olarak kurtulur.
BİR CANİNİN BİLİNÇALTINA YOLCULUK
Arkadaşımın kitaplığında görüp merak ederek aldığım bir kitaptı ama uzun zamandır okunmayı bekliyordu.Kitabı okuma isteyim olmadığından internette okuyan var mı varsa yorumları nasıl diye araştırmaya başladım sonra Yorum Atölye'sinin yorumuna denk geldim beğeniyle okunduğunu görünce tamam okuyayım o zaman dedim.İyi ki de okumuşum.Uzun zamandır kitap okuyamadığım için böyle merak uyandıran polisiyeler okumak iştahımı açıyor okumamı hızlandırıyor.

Kitabımızın konusu Stolcholm'de bir ailenin vahşice katledilmesi ve geriye sadece evin oğlunun ağır yaralı olarak kurtulmasıyla başlanıyor.Ailenin bütünü katledildiği düşünürken o gün evde olmayan ablanın olduğu ve katilin onun peşinde olabileceği polisleri tedirgin ediyor.Ona nasıl ulaşırız derken  ağır yaralı kurtulan oğlana hatırlaması konuşması için hipnoz yöntemine başvuruyorlar ve olaylar birbiri ardına geliyor artık.Olay bununla başlıyor ama bununla devam eder gibi yapıp aslında başka olaya geçiş yapıyor.

Ben isterdim ki en baştaki gibi iki olay paralel gitsin farklı sonuçlar olsa da ikisini de takip edelim.Mesela olay çözüldü kitap bitti ama ben vahşice katledilen ailenin olayının çözüme kavuştuğunu görmedim ya da anlamadım.Bu yüzden kurgu da biraz eksiklikler olduğunu düşünüyorum.Birde hipnocunun on yıl öncesine dönüldüğünde bazı şeyler fazla uzatılmış gibi geldi daha kısa olabilirdi.Hiç İskandinav polisiyesi okumamıştım sanırım daha soğuk bekliyordum kitabı soğuk havayı mevsimi hissetmek daha güzel olabilirdi.Bunlar dışında akıcı kolay okunabilen,merak uyandıran bir kitaptı.

Puanım:3,5

13 yorum:

  1. Akıcı kitaplara ihtiyacımız var :(( Eksiklikleri olsa da akıcı olmasıyla gözümde yükseldi :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıcı kitaplar kesinlikle insanı tutsaklıktan kurtarıyor :)

      Sil
  2. Sevdiğim bir polisiye olmuştu ama dediğin gibi iki olay arasındaki kopukluk biraz can sıkıcıydı. Geçmişe dönüşleri uzun tutmayı bir çok yazar seviyor ama bazen fazla gelebiliyor cidden.
    Ben İskandinav polisiyesini seviyorum ya, okuduğum diğer polisiyeleri de sevmiştim. ^^

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet evet geçmişi anlattıkça resmen günümüzü merak ettim sanki olaylar akıp gidiyormuş gibi geliyor bana :) Bende sevdim başka iskandinav polisiyelerini de denemek istiyorum.

      Sil
  3. Evet içerik yönünden bazı eksiklikler göze çarpıyor ama yine de akıcı merak uyandırıcı bir kitap tamda rs dönemleri için :)

    YanıtlaSil
  4. evet esma okuduğunda bana önermişti bende uzun zamandır merak ediyorum ama bir türlü elimi atamadım. bir sonraki kütüphaneye gidişimde almayı düşündüğüm bir kitap sen de esma da beğendiğine göre. güzel yorumun için teşekkürler canım sevgiyle kal :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hepimiz okuduk bir sen kaldın okumayan ehehe :D Umarım sende okur beğenirsin sende sevgiyle kal blogcan güzel günler dilerim :)

      Sil
  5. Polisiye kitapları severim Dediğin eksikler dışında akıcı bir kitapsa ileride okuyabiliyorum..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Akıcı akıcı merak uyandırıyor sonu nasıl olucak diye ama keşke eksikleri olmasa bazı şeyler soru işareti olarak kalıyor.

      Sil
  6. kuzey polisiyesii çok iyii, okuduum. bir de arne dahl oku baaak :)

    YanıtlaSil
  7. hımm o zaman bak daha söleyim. camilla lackberg, arnaldur indridason. sonra kuzeye devam edersen daha da sölerim kiii. bir de şu diziler var baaak: bron/broen ve forbrydelsen. ayrıca polisiye olmasa da skam da nefis diziii :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ohh oh ne güzel hepsini not aldım zaten listem çok kabarık daha da çoğaldı ne güzel çok teşekkürler :)

      Sil